Normal Gerekli Sürenin Değişimi
Son 60 yıl boyunca algısı güçlü gözlemcilerin en çok dikkatini çeken olgulardan biri, insan yaşamına göre normal kabul edilen gerekli sürenin değişmesidir.
1920’lerde New York’tan Londra’ya seyahat etmek için 6 gün gerekmesi normaldi; 1988’de normal gerekli süre 6 saattir. 1920’lerde Washington’daki hiç kimse bir telefonu kaldırıp Paris’teki herhangi bir telefon numarasını çevirerek bir iki dakika içinde bağlantı kuramazdı. 1988’de bu süre normaldir. 1920’lerde iki adet sekiz basamaklı sayıyı çarpmak için normal gerekli süre yarım dakikaydı; 1988’de bu süre saniyenin yüz binde birinden daha azdır. 1920’lerde birçok ulusun katıldığı büyük bir savaşı yürütmek için normal gerekli süre 5 yıldı ve ölü sayısı 50 milyon kişiyi aşardı.
1988’de bu süre bir gün olurdu ve ölü sayısı 2 milyar kişiyi aşardı.
Bir eylem için gereken süredeki bu olağanüstü kısalma, 1988’in insan dünyasında çok sayıda alana yayılmıştır. Ancak zamanın kısalması, insanların diğer birçok eylemine yayılmamıştır. Örneğin, okuma ve yazmayı öğrenme, öğretim tekniklerindeki ciddi bozulmadan, öğrenme isteğinin azalmasından ve radyo ile televizyonun rekabetinden zarar görmüştür. Bir başka örnek de, iki büyük insan grubu arasında uyumlu ve dostça bir ilişki oluşturmak için gereken normal sürenin hâlâ uzun olmasıdır, kısa değil.
İnsanlığın yeryüzündeki dünyasında neye ihtiyaç vardır?
Büyük sorunlardan biri imparatorluk sorunudur. Dünyadaki neredeyse tüm ulusların uyumlu bir yapı içinde örgütlenmesi, yüzyıldan yüzyıla “liderlerin” hayallerini harekete geçiren bir problemdir; Büyük İskender’den Cengiz Han’a, Napolyon’dan Hitler’e kadar. Ancak böyle diktatörce bir örgütlenmenin zayıf ve istikrarsız olduğu açıktır. Böyle bir örgütlenmenin düzenli olarak yenilgiye uğrayıp çökeceği bilgisayar simülasyonu ile kanıtlanabilmelidir.
Bir diğer büyük sorun nüfus artışıdır. Basit aritmetik bile, çocuk sahibi olmanın sınırsız biçimde sürdürülmesinin Dünya üzerindeki herhangi bir sınır içinde sonunda olanaksız olduğunu gösterebilir. Sınırsız doğumu savunan ya da buna izin veren her öğreti, din veya felsefe, Dünya’nın düz olduğunu savunmak kadar aptalca ve yıkıcıdır.
Bir başka büyük sorun da kirliliktir. Eskiden pisliği ve çöpü yakabiliyor, dökebiliyor ya da gömebiliyorduk. Artık bunu yapmak mantıklı değildir. Atıkları durdurmamız ve petrol, helyum ve tropikal yağmur ormanları gibi Dünya’nın yerine konulamaz kaynaklarını korumamız gerekir. İnsanların gerçek Dünya koşullarında bin yıl boyunca hayatta kalmasını planlamak son derece büyük ve karmaşık bir görevdir.
Bu büyük sorunlardan en az yirmi tanesi vardır. Bunları incelemek ve olası çözümleri test etmek ve benzetimini yapmak için bilgisayar gücünü kullanmak akıllıca ve mantıklı olacaktır.