Editoryal
Bilgelik ve Yapay Zekâ
Bilgelik nedir?
Bilgeliğin en iyi kısa tanımlarından biri, yazar W. Somerset Maugham’ın Catalina adlı romanındaki bir sözünde ifade edilir. Bilgeliğe sahip olan karakter Catalina değil, Başrahibe’dir ve o şöyle tanımlanır:
“Böylesine önemsiz bir nedenle Catalina’nın, dinsel yaşamın ona sunduğu büyük avantajlardan vazgeçmeye istekli olmasını düşünmekte sabırsızdı. Ancak bilge bir kişi, şeyleri oldukları gibi kabul eder ve koşulları bilerek, istenen sonucu elde edecek biçimde onlarla ilgilenmeye devam eder.”
Maugham’ın son cümlesinden daha iyi bir kısa bilgelik tanımı vermek zordur.
Yapay zekâ nedir?
“Yapay zekâ” terimi, 1950’lerden bu yana, bir makine (ya da bilgisayar) tarafından sergilenen ve bir insan tarafından sergilenseydi akıllı olarak kabul edilecek davranışı belirtmek için sıkça kullanılmıştır. Terime, birçok bilgisayar bilimci tarafından çok daha fazla tanım verilmiştir. Aslında anlamı yıllar içinde değişmektedir; çünkü akıllı davranışı ifade eden bilgisayar programları giderek daha akıllı hâle gelmekte ve insanların akıllı davranışlarına giderek daha çok benzemektedir.
Bu olgu, bir makine (ya da bilgisayar) tarafından ortaya konan zekânın büyüleyiciliğini ve ayrıca bilgisayar alanındaki gelişimin ana yönünü vurgular: giderek daha akıllı davranış.
Yapay zekânın günümüzde yararlı biçimde başardığı görevler nelerdir?
Bunlar arasında şunlar yer alır:
- uzmanlığın gösterimi (uzman sistemlerin geliştirilmesinde olduğu gibi)
- çıkarım (büyük miktarda veriden sonuçlar çıkarmada olduğu gibi)
- anlama (veri dosyalarından yanıtlar türetmede olduğu gibi)
- oyun oynama (satranç ve dama gibi)
- doğal dilin çevrilmesi (bir dilden başka bir dile)
- teorem ispatlama (bir önermeler kümesinden diğerine geçişte olduğu gibi)
Bazı daha zor ve önemli görevler de sıklıkla bu kapsama dâhil edilir.
Eskiden, yapay zekânın uygulama listesine birçok başka zor ve önemli görev de dâhil edilirdi; ancak bunlarla ilgili kafa karışıklığının büyük bölümü ortadan kalktığı için artık genellikle listelenmemektedirler.
Yıllar geçtikçe, kafa karıştırıcı görevlerin programlanması konusunda daha fazla bilgi ve deneyim kazanacağımızı ve yapay zekânın yavaş yavaş ortadan kaybolacağını beklemek mantıklıdır.
Bilgeliğin programlanması anlamlı ve belki de kolay hâle gelebilir mi?
Evet. Aslında bu sorunun yanıtı şimdiden açıktır. Örneğin, belirli görevlerde (bir bilgisayarın bir büyükusta yeteneğiyle satranç oynaması gibi) uzman sistemlerin programlanabileceği konusunda hiçbir kuşku yoktur. 1987 itibarıyla, bir bilgisayarın satranç oynaması, satranç kulübü üyelerinin %95’inin oyunundan daha iyidir.
Elbette, zeki programcılardan oluşan bir ekip bir uzman bilgisayar sistemi tasarlayamazsa, o sistemin kurulması yıllarca gecikebilir. Ancak uygun bilgelik türetilebilirse ya da çıkarılabilirse, gerçek dünyanın uygun gözlemleri yapılabilirse ve programcılar hata yapmazsa, bilgeliğin programlanması başarılabilir.