← Computers & Automation

Automation A National Resource Not a Cause for Fear Reply John Diebold

B
Bilinmeyen Yazar
1961 · Computers and Automation

John Diebold and Associates, Inc.
New York 5, N.Y.

Otomasyonun sağladığı artan maddi bolluğun toplumsal ve ekonomik sonuçları konusunda Profesör Paschkis’in kaygılarını paylaşıyorum. Standart çalışma haftasındaki saat sayısı azaldıkça, boş zamanın nasıl kullanılacağı sorusu kuşkusuz giderek daha sık gündeme gelecektir. Bu ulusal bir meseledir.

Sorunun temel nedeni otomasyonun ortaya çıkışı değil, bir ulus olarak eğitim düzeylerini yükseltme konusundaki başarısızlığımızdır; öyle ki boş zaman israf edilmesin, yaşamlarımızı zenginleştirmek için kullanılabilsin.

Daha yüksek verimliliğin ürünlerini, Amerika Birleşik Devletleri kadar donanımlı olmayan ülkelere yaymak, bu on yılda dış politikanın başlıca hedeflerinden biri olmalıdır.

Otomasyonun sağladığı artan verimliliğin dünyayla nasıl paylaşılacağına ilişkin bir inceleme memnuniyetle karşılanır; ancak bunun, kendi ekonomimiz üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi için etkili bir ikame olması pek mümkün değildir. Hâlâ öğrenilecek çok şey vardır: Bu teknolojiyi etkili biçimde kullanmanın en iyi yolu nedir? Ulusun insan gücü gereksinimlerini nasıl etkileyecektir? İş dünyası, finans ve sanayinin yapısını nasıl etkileyecektir?

Profesör Paschkis’in atıfta bulunduğu belirli ifadeler, Kongre Ortak Ekonomi Komitesi’nin Enerji Kaynakları Alt Komitesi önünde tarafımdan dile getirilmiştir; bu grup, otomasyonla bir sanayi olarak, kullanımı ve istihdam, üretim ve yatırım üzerindeki etkileri açısından özellikle ilgilenmektedir. Dolayısıyla, kongredeki ifademdeki yorumlar özellikle bu alanlara yöneliktir.

Kuruluşların otomasyonu kullanma nedenlerinin pek çoğunu yalnızca “işgücü maliyetlerini düşürme” başlığı altında toplamak, başkalarının bu teknolojinin gerçek değerini anlamasına yardımcı olmaz. Bugüne kadar yapılmış her teknolojik ilerleme bir “işgücü maliyeti düşürücü” olmuştur. Verimlilikteki ya da adam-saat başına çıktının her artışı, birim başına işgücü gereksinimini ve elbette işgücü maliyetinin kendisini azaltır.

Ancak bu yaklaşım, otomasyona geçişin; ürünün kalite ve tekdüzeliğini artırmak, bir fabrika operasyonunun kapladığı alan gereksinimini azaltmak, yönetim kararları için verilerin daha hızlı hazırlanması, satışların daha doğru tahmin edilmesi, bir ürünün üretim çevrim süresinin kısaltılması, uzun vadeli hava tahminlerinin hazırlanması ya da herhangi bir nöbet meydana gelmeden önce bir insanda kalp hastalığının teşhis edilmesi gibi çeşitli güdülerini yeterince vurgulamaz.

Bunlar yalnızca işgücü maliyeti düşüşü olarak adlandırılamayacak otomasyon faaliyetleridir. Otomasyonu ulus için, özellikle de bu dönemde, bu denli önemli kılan şey işgücünün yerini alması değil, sermaye kaynaklarımızın kapasitesini somut biçimde artırmasıdır. Burada sermaye kaynakları yalnızca fabrikalar değil, hastaneler ve okulları da kapsar.

Makineye yeterince harcama yapmıyoruz. Tesis ve teçhizata yönelik yeniden yatırım oranımız—ulusal ürünümüzün sermaye stokuna yatırılan yüzdesi—dünyanın sanayileşmiş ülkeleri arasında en düşüklerden biridir. Buna ek olarak, ülkenin üretim tesislerinin büyük bir bölümü teknolojik açıdan eskimiştir; bu ülkedeki imalat ekipmanının ortalama yaşı, hem Batı Avrupa’nın hem de Sovyetler Birliği’nin oldukça üzerindedir.

Dünya pazarında rekabet etmedeki güçlüklerimiz hızla artmaktadır. Dolayısıyla otomasyon, yalnızca işgücü maliyetlerinden tasarruf etmek için değil, daha da önemlisi sermaye kaynaklarını—onları daha ekonomik kullanarak—korumak için önem kazanmaktadır.

Çalışma süreçlerindeki herhangi bir önemli teknolojik değişim, istihdam listeleri üzerinde etki yapar. Ancak işsizlik sorunumuzu otomasyonun kendisine atfetmek yanıltıcıdır. Ekonomimiz, mevcut işgücünden daha iyi yararlanacak ölçüde daha hızlı bir genişleme içinde olsaydı, “otomasyon” meselesi asgariye indirgenirdi.

Açıkça görülmektedir ki, ulusun mevcut ekonomik güçlükleri ekonominin tüm kesimlerinin doğrudan eylemi olmadan ortadan kalkmayacaktır. Bu; daha verimli üretim yöntemlerini devreye alarak, gereksiz istihdam uygulamalarını ortadan kaldırarak ve imalatta daha fazla araştırma ve geliştirmeyi teşvik ederek sanayiyi dünya pazarlarında etkin biçimde rekabet edebilir hale getirmek; gençlerimizin eğitimine ve becerileri eskimiş yetişkinlerin yeniden eğitimine daha fazla önem vermek; ve cazip istihdam olanaklarına sahip sanayiler arasında işgücünün yeniden dağıtımını kolaylaştırmak için işçi ve yönetimin, hükümetin tüm kademeleriyle işbirliğini artırmak anlamına gelir.