Sengi.surf Nedir?

Sengi bir filtredir.
Gürültüyü azaltmaya çalışır.
Bilgiyi parlatmaya değil, kısaltmaya çalışır.

Sengi.surf en basit tanımıyla yapay zekâ destekli bir arama motorudur.

Ama en baştan söyleyeyim:

Sengi bir sohbet botu değildir. Sizi motive etmez, yönlendirmez ya da manipüle etmez. Muhabbet etmek için yapılmış bir sistem de değildir.


Nereden Çıktı?

Sengi çok basit bir yerden çıktı. Gerçekten çok basit:

"Bir kelimenin anlamını öğrenmek istiyorum
ama Google'a yazmaya korkuyorum."

Korkmak derken mecaz yapmıyorum. Gerçekten korkuyorum.

Çünkü artık ne olacağını biliyorum:

  • "Bildirimlere izin ver" pop-up'ı çıkacak.
  • Çerez kabul etmezsem ekranı kaplayacak.
  • Üstte birkaç satır SEO metni olacak.
  • Aşağı indikçe reklamlar başlayacak.
  • Scroll ederken yanlışlıkla reklama tıklarsam geçmiş olsun 😀
  • Ve hâlâ cevabı alamamış olacağım.

Oysa bazen merak ettiğim şey şu kadar basit:

"Nadide ne demek?"

Hepsi bu.

Ne analiz istiyorum, ne köşe yazısı, ne de bana bir şey satılmasını.

Sadece cevap.

Sanırım bu ihtiyacı önce kendimde fark ettiğim için Sengi'yi kurdum.


"E kardeşim, chatbotlar var"

"Yaz oraya al cevabını" diyen olabilir.

Ama o kadar basit değil.

Chatbot'lar doğası gereği sizi içeride tutmak için tasarlanıyor. Lafı uzatıyorlar, dolandırıyorlar, sohbet açmaya çalışıyorlar.

Benim aradığım bu değil.

Mühendis kafasıyla söylüyorum:

Input → Output.
Bu kadar.

  • Devam sohbeti istemiyorum.
  • Pohpohlanmak istemiyorum.
  • Her seferinde "ne harika bir soru sordunuz" cümlesini görmek istemiyorum.

İnternetteki Müdahale

Bir de işin başka bir boyutu var:

İnternette maruz kaldığımız müdahale artık gerçekten yorucu.

Çok basit bir sorunuz var. Ama yol şu:

Google → SEO çöplüğü → 50 tane reklam → gerçek bilgiye ulaşmak için yanlışlıkla 2-3 reklama tıklama → tam sayfa reklam → reklam → reklam.

Yeter.

Madem reklam göstereceksiniz, bir yer söyleyin, tıklayalım, bitsin bu çile.

Ama bir kelimenin anlamını öğrenmek için bu kadar bedel ödemek zorunda kalmayalım.


Aklımıza Saygı

Sanırım beni asıl rahatsız eden şey şu:

Artık aklımıza saygı duyulmuyor.

Sanki koca dünya, her şeyi bilen insanlardan oluşuyor da "biz senin yerine düşündük, doğrusu bu" deniyor.

Romantizm yapmıyorum ama gerçekten eski yayınları okurken çok farklı bir lezzet alıyorum.

Computer and Automation'ın 1960'lı yıllardaki sayılarını okuyorum. Yazar okura saygı duyuyor:

  • "Burada böyle denedik."
  • "Şurada şunu gözlemledik."
  • "Doğrusu bu olmayabilir, emin değiliz ama elimizdeki veriler bunlar."

Bugün bu dili çok az yerde görüyorum.

Kesin konuşan ama kaynağı belirsiz içerikler her yerde. Şüphe duymayan, durup düşünmeyen, sadece anlatan metinler…

Sengi biraz da bu rahatsızlıktan doğdu.

Belki sosyal medyanın yorgunluğudur, bilemiyorum. Ama gürültüye ve bilgi kirliliğine tahammülüm kalmadı.


Encarta Nostaljisi

Eski bilgisayar reklamlarını hatırlıyorum.

Ailece bir bilgisayarın başına oturulmuş. Encarta açılmış. Çocuklar kullanıyor, anne-baba izliyor.

Bilgisayar; sakin, öğretici ve birlikte kullanılan bir araçtı.

Sanki 2010'dan sonra bir şeyler değişti. Zaman mı değişti, alışkanlıklar mı yozlaştı, yoksa biz mi yorulduk bilmiyorum.

Ama o eski bilgisayarların verdiği tadı, o dinginliği zihnimden bir türlü atamıyorum.

Eminim ki 60'lı yıllarda bilgisayar biliminin öncüleri böyle bir gelecek hayal etmemişlerdir.

Neyse.


Sengi Ne Yapıyor?

Özetlersek Sengi şunu yapıyor:

  • Kısa.
  • Net.
  • Yorum katmadan.
  • Bilmiyorsa da "bilmiyorum" diyerek.

Birisi sorduğunda:

  • "Pi sayısı kaç?"
  • "Bugün günlerden ne?"
  • "Deniz aslanı ile fok arasındaki fark ne?"

Cevap veriyor. Uzun uzun konuşmadan.

Sohbet etmiyor. Dünkü sorunu hatırlamıyor.

Bu bilinçli bir tercih.

Çünkü ben şunu istemiyorum: "Beni anlayan bir yapay zekâ."

Ben şunu istiyorum: "Beni yormayan bir sistem."


Neden Sohbet Yok?

Çünkü sohbet:

  • Beklenti doğuruyor.
  • Duygusal bağ kurduruyor.
  • Yanlış anlaşılma üretiyor.

Sengi seni motive etmez. Teselli etmez. Canın sıkılınca konuşacak bir şey olmaz.

Canın sıkılıyorsa:

  • Arkadaşınla konuş.
  • Yürü.
  • Kitap oku.

Sengi'nin işi bu değil.


Neden Her Soruya Cevap Vermiyor?

Çünkü bazı sorular cevaplanmamalı.

  • Sağlık tavsiyesi.
  • Dini fetva.
  • Finansal yönlendirme.
  • "Hangisini alayım?"
  • "Şu güvenilir mi?"

Buralarda duruyor. Bilmiyorsa da duruyor.

"Bilmiyorum diyen yapay zekâ mı olur?" diyenler oluyor.

Olur. Olmalı.

Ben kandırılmak istemiyorum. Kesin konuşan ama yanlış konuşan sistem istemiyorum.


İlk Gün Ne Gördüm?

Sengi'yi yayına aldım.

İlk 8–12 saatte 250'den fazla soru geldi.

Soruların büyük kısmı şunlardı:

  • Kelime anlamı.
  • Tarih.
  • Coğrafya.
  • Basit hesap.
  • "Bugün günlerden ne?"
  • "Kimsin?"
  • "Seni kim yaptı?"

Bu beni şaşırtmadı.

Şaşırtan şey şuydu:

İnsanlar gerçekten basit cevap istiyor.
Google'a gitmek istemiyor.
SEO çöplüğünde kaybolmak istemiyor.
Bir şey sorup çıkmak istiyor.


Bu Bir Arama Motoru mu?

Hayır.

Sengi:

  • Kendi indeksini tutmuyor.
  • Gerekmedikçe web'i taramıyor.
  • "Her şeyi biliyorum" demiyor.

Nereye Gider?

Bilmiyorum.

Bu bir startup sunumu değil. Bir roadmap yazısı da değil.

Şu an bildiğim tek şey şu:

Ben artık kelime anlamı için Google'a gitmiyorum.

Eğer bir kişi daha böyle hissediyorsa, Sengi bir işe yarıyordur.

Gerisi zamanla ortaya çıkar.


sengi.surf